Bazıları hâlâ “Gazeteciler yazar da ne olur?” diyor.
Olur.
Hem de bal gibi olur.
Aylarca tek tek yazdık.
İsim isim, yöntem yöntem, rakam rakam anlattık.
S.S. Muratpaşa Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi ve Antalya Semt Pazarcılar Odası üzerinden döndüğü iddia edilen kredi düzenini kamuoyunun önüne koyduk.
“Abartıyorsun” dediler.
“Bunlar büyük laflar” dediler.
“Yazarsın yazarsın, bir şey olmaz” dediler.
Sonra ne oldu?
03/03/2026 sabahı düğmeye basıldı.
KOM geldi.
84 kişi hakkında gözaltı kararı.
36 kişi ikmalen şüpheli.
75 milyon TL’lik tapu ve malvarlığına el koyma.
42 milyon 709 bin 140 TL kamu zararı tespiti.
Şimdi soruyorum:
Gazetecilik bir şey değiştirmez mi?
Yazdıklarımız çok netti.
Kredi kullanma yeterliliği olmayan kişilere, Korkuteli’nde geçmişe dönük vergi kaydı açtırıldığı…
Bu kişilerin pazarcılar odasına üye yapıldığı…
Ardından devlet destekli esnaf kredilerinin kullandırıldığı…
Yetmedi.
Yüksek meblağlı kredi çekilebilmesi için usulsüz araç devirleriyle ipotek zemini hazırlandığı…
Kullandırılan krediler üzerinden yüzde 10 komisyon alındığı…
Borç ödenmeyince ipotekli taşınmazların üçüncü kişilere geçirildiği…
Düşük tutarlı kredi kapatıldıktan sonra bu taşınmazların yüksek bedellerle el değiştirdiği…
Ve bütün bu zincirin sonunda milyonlarca liralık kamu zararının oluştuğu…
Bunları biz yazdık.
Şimdi soruşturma makamları da benzer başlıklar üzerinden işlem yapıyor.
Tesadüf mü?
Devlet esnafa nefes alsın diye kredi verir.
Ama sistem; gerçekten siftah yapamayan esnafa değil, organizasyon kuranlara çalışıyorsa orada sorun vardır.
Eğer iddialar doğruysa burada iki mağdur var:
Birincisi devlet.
İkincisi gerçek esnaf.
Gerçek esnaf krediye ulaşamazken, masa başında kurulan düzenekle milyonlar döndürülüyorsa bu sadece “usulsüzlük” değil; bu bir güven kırılmasıdır.
“GAZETECİ YAZAR, BİR ŞEY OLMAZ” MI?
Bu şehirde yıllardır şu cümleyi duyuyorum:
“Boşuna yazıyorsunuz, kimse dokunamaz.”
Dokunuldu.
Hem de sabah operasyonuyla.
Bu operasyon bir hüküm değildir.
Yargı kararını verecek olan mahkemelerdir.
Ama şu gerçek değişmez:
Gazetecilik kamu adına soru sormaktır.
Belgeli yazmaktır.
Israr etmektir.
Görmezden gelmemektir.
Eğer bugün 84 kişi hakkında gözaltı kararı konuşuluyorsa, 75 milyonluk malvarlığına el koyma tartışılıyorsa, bu şehirde birilerinin yazmaktan vazgeçmemesi sayesindedir.
Bu yazı bir mahkeme kararı değildir.
Ama şu soruyu sormak zorundayım:
Bu kadar büyük bir yapı tek başına kurulabilir mi?
Bu kadar kredi tek imzayla çıkar mı?
Bu kadar tapu devri kimsenin haberi olmadan olur mu?
Eğer ortada organize bir düzen varsa, bu sadece birkaç isimle sınırlı değildir.
Gerçek tabloyu yargı süreci gösterecek.
Gazetecilik bazen yalnız kalmaktır.
Bazen hedef olmaktır.
Bazen “abartıyor” denilmesidir.
Ama en sonunda gerçek kapıyı çaldığında herkes dönüp arşive bakar.
Biz orada olacağız.
Çünkü biz yazdık.
Yazmaya da devam edeceğiz.
Kalem kırılmaz.
NOT; Bilem Otel’in işgali ve kimlerin ne karşılığında sessiz kaldığını imzayı atan kamu görevlisinin nasıl bir yapının piyonu olduğu ve rantın büyüklüğü de yakında yine bu sayfalarda okuyacaksınız.
