okan dilek


Tulumcu Gazeteciler Sesiniz Kesildi

Bu mesleği yapan hepimizin öyle ya da böyle bir yıpranmışlığı oluyor.


İdeolojik nedenler ya da hayat mücadelesi gazeteciyi  mesleki süreç içinde yıpratıyor. 

Hiç birimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz.

Ancak bazıları tüm aymazlıklarına rağmen  çok iyi bir şekilde becerdikleri algı operasyonları ile Antalya'da adını gündemde tutmayı çok iyi  başarıyor.  Kimi zaman her siyasi parti içinden birileri ile irtibatlarını kurarak onların parti içinde rakiplerine savaş açan bu gazeteci arkadaşlar kendilerince iyi bir denge tutturuyorlar. 

Örneğin  Ak Parti içinde bir grup ile iyi ilişkiler kurarak diğer gruba fütursuzca saldırabiliyor.  

Bu fütursuz haberciliğin arka planlarında neler olduğunu gündeme gelen tulum olayında net bir şekilde anlaşılmaya başlandı.  

CHP içinde keza durum aynı, sözde hayata soldan bakan bu gazeteciler için sol sağ fark etmiyor. Onlar kimden tulum çıkarabilecek ona bakıyorlar. Hiç çekinmeden MHP içinde bile bazıları ile sözde gazetecilik muhabbetine ilişki kurarak diğer gruplara ahkam kesiyorlar. İyi Partiden özellikle sağlam beslenen bu arkadaşların yaptıklarını kestiremeyecek kadar saf mı görünüyoruz? 

Antalya siyasetine yön vermeye çalışan arkadaşlarımızın bu tutum ve davranışlarını bireysel olarak benim sorgulamam basit bir eleştirinin dışına çıkamaz. Ancak bu arkadaşlar  yani  İdris Özyol ve Ebru Küçükaydın'nın meslektaşlarına ayar veren yazıları ile yaptıkları o kadar tezat ki artık sabrında bir sonu var. 

İdris Özyol ve Ebru Küçükaydın'ın Antalya büyükşehir belediyesine tulum satım işi Antalya gündemine bomba gibi patlayınca bir iki kelam söz söyleme hakkımızda gelmiş oldu. 

En baştan söyleyeyim bir gazetecinin şirket üzerinden belediyeye basın ile ilgili yaptığı hiç bir işe karşı değilim. Ancak tulum, don, gömlek, fanila satması başka bir şey, orada dur derim.

Sorum şu; İdris ve Ebru ortak oldukları haberimizvar.  isimli haber siteleri  olmasa ve ellerinde klavye kılıcını istedikleri gibi kullanmasalardı acaba bu tulumu fahiş fiyata satabilirler miydi? 

Ayrıca Cansel Çevikol'un hukuki teamülü ve siyasi nezaketi  yok sayarak yaptığı hatalara rağmen can hınç ondan yana yazı yazmalarının içinden bu tulum alımı çıkması olayı tüm çıplaklığı ile anlatıyor. 

İdris Özyol'un cambaza bak taktiği ile gerçekleştirdiği algı operasyonu meğerse kendi yaptığı işleri kamufle etmek içinmiş. CHP'de siyaset yapmaya çalışan Ebru Küçükaydın yanına monte ettiği İdris Özyol ile şehrin hükmünü vermeye çalışırken,  diğer taraftan sözde ticaret ama özde indire gandi işlerine fena dadanmışlar.

Yahu siz değil miydiniz? Türel döneminde reklam verilen haber sitelerini boy boy afişe eden, siz değil miydiniz? Şu gazeteci danışmanlık maaşı alıyor. Diyerek ahlakçılık yapan, Peki  siz tulum üretici misiniz? Şu ana kadar her ne olursa olsun  bir şekilde kendini gündemde tutmaya İdris Özyol sahi bu olayı bir başkası yapsaydı neler yazardı neler.

"Sizi gidi tulumcular. Antalya Büyükşehir Belediyesinden büyük kıyak, devleti hortumlayan gazeteciler. Üç kuruşluk tulum 50 liraya satıldı' diye hem manşet atardınız hem de şımarık bir üslupla sosyal medya sayfalarından dalga geçerdiniz. İşte şimdi merak ediyorum. 

Bu tulumcu gazeteciler bakalım kendi tulumlarını yazacak mı? Ayrıca  Cansel Çevikol'un kendine yandaş gazeteci bulma taktiği  de balon gibi patladı. Üzülüyorum geleceği olan bir siyasetçi olabilirdi. Şu kovulan eski danışmanın neden bu iki gazeteci ile muhabbeti olduğu da anlaşıldı. Kovulan danışman ne hikmetse kendi hesaplaşmalarını yine bu haber sitesi üzerinden bu gazeteciler üzerinden yapmaya kalkmadı mı? Bu danışman özel yazışmaları bu gazeteciler üzerinden yapacak kadar samimi olduğu artık ortaya çıktı.

Kaldı ki bu özel yazışmaları kendi sosyal medya hesaplarından paylaşan İdris Özyol hukuki sonuçlarının ağır olduğunu görünce ya da birileri kulağına bunu fısıldayınca kaldırmak zorunda kaldı. 

İdris Özyol ve Ebru Küçükaydın bu saatten sonra gazetecilik kelimesinin yanında başka  şeyler eklemeleri gerekir. Tulumcu kulağa hoş geliyor. İşin ilginç yanı belgeleri ile yapılan bu alışveriş için şu ana kadar bir haber sitesi dışında kimse haber yapmadı.

Kral çıplak beyler uyanın adam Yeni Şafak yazarlığından  buraya geldiğinde MUSİAD'ı araya sokarak iş arıyordu. Şimdi ise devrimciyim diyerek kendi okuyucusunu oluşturmaya çalışıyor. 

Bu arada yazımın başında dediğim gibi her partinin içindeki bölünme ve rekabetten yararlanarak  kendine alan açmaya çalışıyor. Ya Allah aşkına İdris Özyol bizi sen gerçekten salak mı sanıyorsun.? Bizi sen ödlek mi sanıyorsun?

İsmet İnönü'nün bir cümlesi var. Bu ülkede namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır. Ya kalk da  bu don külot fanila tulum olayını kamuoyuna anlat.  Nedensusuyorsun? Kendine göre alıp sazı eline dürüst iş adamlarına ve gazetecilere ayar veriyorsun da bu olayla ilgili neden bir cümlen yok? 

Antalyalı gazeteciler olarak bu olayı görmezden gelirsek yaptığımız işe haram olsun, birileri aman bana bulaşmasın diyerek kenara çekilebilir. Bana istediğin kadar bulaşabilirsin.

İstediğin açıklamayı da gönderebilirsin.  

Bu yaptığınız ticareti Antalya kamuoyuna anlatmak zorundasın, bu arada diğer belediyelerin bunlarla ilişkisini  de mercek altına almanın sırası geldi.

Ben sürekli sarı basın kartı almış bir gazeteci olarak, susmayacağım.

Diğer gazeteci meslek kuruluşlarından da bir tavır bekliyorum.