Fatih Gürbüz


Sağlık Müdürü uyuyor mu?

.


Hadi o uyuyor diğer görevliler uyarmıyor mu?

Hadi onlarda kulağının üzerine yatıyor diyelim. Günlük rapor alan Antalya Valisi ve eşrafı koronayla mücadeleyi tam anlamıyla irdelemiyor mu?

Daha düne kadar devletin temsilcilerinin yaptığı açıklamalara kesinlikle inanıyor inanmayanları da uyarıyorduk. Devlet yalan söylemez diyorduk.

Kardeşim Antalya’da insanlar hastalanıyor ve ölüyor haberiniz var mı? Varsa neden mücadele etmiyorsunuz. Madem ilgilenmiyorsunuz niye o koltuklarda oturuyorsunuz. Vakalar artıyor, hastalar sokaklara salınıyor bu işin sorumluları siyasetçiler ne de bürokratlar hiç bir yerde yok.
 

Cumhurbaşkanı tek başına mı mücadele edecek.
Hey uyuyan bürokrasi uyan ve kendine gel. Sırça köşklerinizden kafanızı çıkartın halkınızın bu illet hastalığa yakalanmaması için mücadele edin.

Adam annem koronaya yakalandı en azından babamı kurtarın diye yalvarıyor. Anne hastaneye yatırılıyor baba içinde eve gitsin kapansın diye aptalca cevap alıyor. Ya bizim bildiğimiz devlet sokakta polisin eline ceza makbuzu verip vatandaşına ceza yazdıran model değil, şefkatli ellerini vatandaşına uzatan ve sorunlarıyla ilgilenen model olmuştur.

Eve gönderilen babaya ne oluyor? Baba rahatsızlanıyor paldır küldür hastaneye yatırılıyor ve tedavi ettiriliyor. Kardeşim başında bu işlere el atılsa gece gündüz evine gitmeden vatandaşa yok şartlarda hizmet veren tüm sağlıkçılar tehlikeye atılıyor.

Sonuçta dayalı döşeli bu sıcak havalarda buz gibi makam odalarında pinekleyenler niye kafalarını odalarından çıkartıp vatandaşın derdiyle dertlensin. Daha bir tane makam odası arabası ayrıcalık istemiyorum ben vatandaşıma hizmet etmek için kölelik yapmaya geldim diyeni ne gördüm ne duydum bugüne kadar.

Neysi yine o ailemize tekrar döndüğümüzde anne yoğun bakımda yatan ve daha sonra babada hastalandıktan sonra çocukları büyük sıkıntı içine giriyor. Tabi bu çocukların da çocukları var.

Bayramda hep birlikteydik bizde de vardır insanlarla temas halindeyiz en azından çocuklarımıza bakın diye yalvarıyor sonuç cevap yok. Bu pencereden baktığımızda ortada devlet yok muhatap yok.
Dağ başında değil dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz sözde.

Kepez Devlet Hastanesi’nde yoğun bakımda yatan anne doktorların kurtarmak için gösterdikleri tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybediyor.

Yine aynı hastanede yatan  baba ağırlaşıyor sağlıkçılar mücadele ediyor baba kurtuluyor.
Devletin temas etmediği bu sefer büyük evlat, nefes almada zorlanıp etrafına olanca virüsünü yaydıktan sonra kendi imkanlarıyla hastaneye gidiyor. Hastaneler tıka basa dolu olunca saatlerce 112 karar versin de bir hastaneye gitsin diye bir odada bekletiliyor.

Araştırma hastanesine sevk ve burada hasta kapı dışarı edilip dışarı edilip dışarıda bekletiliyor. Canı burnunda vatandaş kimden yardım isteyecek, kimden çare bekleyecek.

Bu defa küçük kardeş kendi evinde aynı dolambaçlı yollardan geçtikten sonra abim hastanelerde sürünüyor bende hastalandım ne yapacağım diye çare arıyor.

Yine tık yok..

Söylediğim gibi ana ve babanın üç evladı var ve onlarında çocukları ayrı aileleri bulunuyor. Her kapı çalınıyor, bazı yerlerde fırçalar, bazı yerlerde muhatap bulamamalar derken, hastalık yayılıyor.

Son ana gelinceye kadar müfehale yok.

Sağlıkçıların kucağına at onları da tehlikeye sok onlar uğraşsın

Günlük vaka 200 civarına gelmiş hastaneler dolmuş ama hastalara ve hasta şüphesi olanlara el uzatacak devletin temsilcisi yok...

Eyyyy o güzelim koltuklarda oturup devleti temsil edenler vatandaşlar hastalanıyor ve ölüyor itimat kontrole mani değildir unutmayın...