Uzun zamandır kaleme almayı düşündüğüm beceriksiz başarısız Antalya milli eğitim camiasını Antalya Ticaret Borsası Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan ve örtbas edilmeye çalışılan hadise yazmamız için tuz biber oldu. (Bu okulun adı şimdi burada dursun alt satırda bu konuya genişçe yer vereceğim)
Öncelikle uzun zamandır başarısız ve hiçbir şekilde önemli bir konuyla gündeme gelmeyen Antalya milli eğitiminin ve beceriksiz bir takım idareciler ve okul yöneticiler nedeniyle eğitimin dibe battığını çocukların başarısız ve eğitimsiz bir eğitim aldıkları gibi uyuşturucu batağına nasıl saplandıkları, okul içerisinde nasıl rahat sigara içtikleri gibi konuların yanı sıra çocukların birde “Ateist” “Deist” bataklığına itildiklerini paylaşmak artık tuzun nasıl koktuğunun göstergesi oldu.
Eğtimcilerin eğtimden uzak oldukları kendilerini eğitmeden öğrenci eğitmye çalıştıkları gibi konular gerçekten çok üzücü. Her yıl memur maaş artış konularında en fazla sesi çıkan eğitimcilerin son zamanlarda çalışmadan emek harcamadan dirsek çürütmeden maaş almak isteyen gençler gibi serzenişlerinin asıl sebepleri olduğu açıkça görülmeye başladı.
Bir okul müdürüne “neden okullarda etüt vermeyorsunuz” diye sorduğumda aldığım cevap daha beterdi. Etüt için öğretmenlere mesaj atıldığını bir hocanın bu mesaja cevap verdiği için çocuklara yardımcı olamadıklarını duyduğumda her öğretmenin ne kadar tuzunun kuru olduğunu görmüş olduk. Çocuklar yine FETÖ dönemindeki okullarda alamadıkları eğitimleri merdiven altında verilen tüccar eğitimcilerin insiyatifine bırakılıyor. Öğretmenden eğitimciden tüccar olmaz. Eğitimci para peşinde koşmaz öğrenci yetiştirir beyin biriktirir..
Devlet maaş veriyor eğitimci yan gelip yatıyor çocuklar eğitimden bir haber okullara gidip geliyor. Okullar karne tatiline girecekleri bir haftalık arayı eğitimcilerin desteğiyle iki haftaya çıkartıyor. Nasıl mı? Çocuklar tatil öncesi haftaya okullara ne hikmetse gelmemeye başlıyor. Bu arada eğitimcileri gelen çocuklara sizde gelmeyin boş yere diyerek hooop oldu iki haftalık ara. Ne güzel değil mi? Neredeyse yağmur fırtına kar yağsın da okullar tatil olsun diye duaya çıkacak olanlar var.
Kimse bu eğitimcilere mecbur değil. Torpille atanan siyasi kimin nesi olduğu belli olmayan idareciler atanırsa altına yine kimin harmanlayıp gönderdiği müdür yardımcıları atanırsa mevzu imam-cemaat mevzusuna dönüyor. Kardeşim gencecik çocuklar okullarda eğitim alamıyor kimse görevini yapmadığı için çocuklar suça teşvik ediliyor. Aman okulumuzun ve bizim adımız çıkmasın diye ört bas ediliyor. Öyle yağma yok kim ne halt işliyorsa teşhir edilip bedelini ödemeli. Beceriksiz idareciler nedeniyle ahır gibi okullarda öğrenciler ders almaya çalışıyor. Şimdilik Antalya’nın eğitimdeki trajikomik konusunu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ve Antalya Valisi Hulusi Şahin’e bırakalım.
Antalya Ticaret Borsası Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nin üç saldırgan öğrencinin bana niye ters bakıyorsun diye başlayan kavgasından bahsedelim. Geçen hafta çarşamba yani üzerinden beş koca gün geçmiş. Muhammed Yasir Çevik adlı öğrencinin saldırıda ççenesi iki yerden ağır şekilde kırılmış. Bu beş günde ne yapılmış biliyor musunuz? Kos koca bir hiç. Mafyalığa özenin Ö. C. K. adlı bir öğrenci ve arkadaşları kendi sınıfları bile değil başka sınıftaki Muhammed Yasir Çevik adlı öğrencinin önce sırasına otuyor bu öğrencinin sırasına oturmak için kalkmasını söylemesinin ardından Ö. C. K adlı örenci iki arkadaşıyla daha gelerek hastanelik edinceye kadar öğrenci Çevik’i dövüyor. Bu arada okulda bir tane Allahın kulu yani öğrencilerden sorumlu olduğunu düşündüğümüz bir eğitimci ortada yok.
Öğrenci velisi Ergin Çevik “Okuldan arandım. Çocuğunuz bir kavgaya karışmış dişleri kırılmış, denildi. Okula gelmem istendi. Bana oğlumun sağlık ocağına götürdüklerini söylediler. Sonra bir daha aradılar. Çocuğunuzu Eğitim Araştırma Hastanesine sevk edildi dediler. Bende bir saatlik yoldaydım geliyorum dedim. Okula gittim, çocuk müdür yardımcısının odasında. Sonra bana çene kırıklığı var dediler”
Yani gel demişler şuraya götürdük bıraya götürdük demişler ama sadece demişler yapılan bir şey yok.
Veli okula geliyor “Ambulans çağırdınız mı dedim. Yok dediler. Bende neden dedim. Ambulans bu gibi olaya gelmez dediler. Bende çağırdınız mı da gelmez diyorsunuz dedim. Burada ciddi bir olay var, adam başım ağrıyor diyor ambulans geliyor, dedim. Sonra bu bir adli olay dedim polise haber verdiniz mi dedim ona da yok dediler. Hatta okula gelirken, güvenliğe talimat vermişler arabasını içeri alsın çocuğu götürsün demişler. Ben yine arabayı içeri sokmadım. Ambulansı aradım ve çocuğumu ambulansa hastaneye getirdim.
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz idarecileri ve eğitimcileri görüyor musunuz? Olayı ört bas etme olayı hemen başlamış. Aman ha duyulmasın koltuğumuzdan olmayalım. Bir tane helal süt emmiş eğitimci çıkıp bu çocuğun durumu çok ciddi hastaneye götürelim dememiş.
Baba olayı büyütünce o saate kadar kayıp olan okul polisi hop ortaya çıkıyor. Sen nerdesin kardeşim Öğretmenler odasında öğretmenlerle geyik mi yapıyordun onca saat. Darp edilmiş ve ölüme sürüklenmiş bir öğrenci var ortada. Neyse ortaya çıkan okul polisi karakola haber vermiş polis gelmiş.
Çenede iki kırık ollan bir öğrenci onca saat müdür yardımcısının odasında tutuluyor ve ambulansla hastaneye getiriliyor. Olay geçen çarşamba oluyor bu gün yaralanan genç çok ciddi bir ameliyat oluyor ve bu ameliyat beş saat sürüyor. Öğrencisinin yanında olmayan ve durumunu merak etmeyen o okulun idarecileri ortada yok.
Beş gün tık çıkmayan okuldan mevzu kapatılmaya çalışılırken, Baba Ergin Çevik önce soluğu Muratpaşa Kaymakamı’nın yanında alıyor mesai bitimine doğru, git dilekçe yaz diyor o saatte yazamaz hafta sonu yetiştiremez sanıyor. Bakıyor hop dillekçe eline geliyor. Hemen Milli Eğitim Müdürü çağrılıyor ve olay anlatılıyor. Muratpaşa'dan sorumlu Milli Eğitim Müdürü dünyadan bi haber olayı dinliyor. Ne yapabilecekse. Atanan herkes torpilli hangi siyasetçinin bilmem neyi. Kim kime ne diyebilsin.
Neyse olayı takip eden peşini bırakmayan baba okulla Kaymakamlık ve Muratpaşa Milli Eğitim arasında olayın köprüsünü kuruyor.
Sonuç; Okul idaresi kendini idare etmekten öylesine bir disiplin cezası verelim üç beş gün saldırgan öğrenciyi uzaklaştıralım modunda. Kaymakam efendi ve Milli Eğitim Müdürü zaten olayı o andan sonra unutmuştur.
Unutulmayacak tek şey var. Muhammed Yasir Çevik en az altı ay konuşamayacak yemek yiyemeyecek. Belki okula bile gidemeyecek. Bilmem hangi siyasetçinin bilmem neyi olarak o koltukta oturanlar masalarında keyifle artık kahvelerini yudumlayamayacak emin olsunlar. Herkes görevini layıkıyla yapacak yapmayacaksa yapmayan hesabını verecek böyle biline...
