Erdoğan Kırmızıoğlu


NORMALLEŞME sürecinde ENDİŞE artıyor

Sevgili Okurlarım!


 “NORMALLEŞME sürecinde ENDİŞE artıyor ”     

Koronovirüs ne dünyamızı ne de ülkemizi terk etmiş durumda. Dünya ülkelerinin neredeyse tamamına yayılan virüs, hızlı yayılma ve hastalık yapma ölüm riskini halen sürdürüyor.

     Ne yazık ki; Ülkemiz insanı her şey de olduğu gibi “NORMALLEŞME” sürecini de yanlış anladı.

     Normalleşme süreci, hiçbir şeyin eskisi olamayacağını anlayarak özümseyerek uygulamaya geçirerek  daha steril,  mümkün olduğu kadar sosyal mesafeyi koruyarak, maskeli hayata alışarak, devamlı önce kendimizden başlayarak bulunduğumuz ortam ve çevremizde hijyen kurallarına riayet ederek geçireceğimiz dönem olmalıydı.

     Ama; maalesef halkımızın büyük çoğunluğu Normalleşme sürecine geçmeyi sanki virüs tehlikesi geçmiş her şey eskisi gibi normale dönmüş gibi algıladı.

     Normalleşme sürecinde çoğu kısıtlamaların kalktığı 1 Haziran sonrasında her gün Sağlık Bakanlığının günlük verilerine baktığımızda halen koronovirüs vakaa sayısının 1000’ li rakamların altına inmediği tehlike boyutunun devam ettiğini görmekteyiz.

     Alınan önlemler paketinin sonuç vermesi için normalleşme sürecine aşama aşma geçilmesi gerekirken, sanki virüs tehlikesi ortadan kalkmış gibi birden kısıtlamaların çoğu kaldırıldı.

     Her gün tv kanallarında haberlerde gördüğümüz manzara gerçekten içler acısı, toplu ulaşım araçlarına 12 kişilik araçtan 42 kişinin çıkması gibi.

     Toplu ulaşım araçlarında yolcu sayısı kısıtlamasının kaldırılması, AVM’ler, sinema benzeri kültürel salonların açılması, düğün, sünnet, asker uğurlamalarının yeniden başlaması, virüs yayılma tehlikesinin yeniden arttıran faaliyetler.

    Virüs ne dünyayı ne de ülkemizi yakın zamanda terk edecek gibi görünmüyor. Virüs, yaz aylarında olmamıza rağmen hızlı yayılma ve ciddi hastalık yapma potansiyelini halen sürdürmektedir. Uzman görüşlerine göre de “Küresel bir bağışıklık oluşana kadar hepimizin yeni normal diye adlandırılan sürece uyum göstermemiz gerekmektedir. Küresel bağışıklığın kazanılabilmesi için ya toplumun büyük bir bölümü hastalığı geçirecek ya da çok etkin bir aşı bulunacaktır.”

    Normalleşme sürecinde, hem kendimizi hem de tüm sevdiklerimizi, kolay yayılan ve özellikle risk grubunda bulunan kişileri virüsten koruyabilmek için olmazsa olmaz bazı kuralları titizlikle uygulamak gerekiyor. En başta mümkün olduğunca kalabalık olabilecek yerlerde bulunmamalıyız, kapalı alanlarda bulunmak riski arttırmakta olduğundan mümkün olduğunca açık alanları tercih etmeliyiz, açık kapalı alanlarda sürekli maske takmalıyız, 1.5 -2 metrelik sosyal mesafeyi her zaman korumalıyız, özellikle el hijyeni olmak üzere temizlik kurallarına uyarak, çevremizde de hijyen kurallarına uyulmasına özen göstermeliyiz.

     Diğer birçok ülkeden şanslı olarak Sağlık Bakanlığı bu dönem için bütün alanlara ve sektörlere yönelik çok ciddi rehberler oluşturdu ve bunların uygulanıp uygulanmadığının sıkı şekilde takip edildi, hastane ve yoğun bakım eksikliği yaşanmadı.

    Koronovirüs salgınının ilk yaşandığı andan itibaren birçok ülkede sağlık sistemlerinin kaldıramayacağı kadar ağır seyrettiğini gördük. Özellikle İtalya ve İspanya gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde yoğun bakıma ihtiyaç duyan hasta sayılarının yoğun bakım yatak sayılarını geçtiğini gözlemledik. Ülkemizde ise yatak ve yoğun bakım kapasitesi nedeniyle Allaha şükürler olsun ki hiçbir zaman böyle bir durum ortaya çıkmadı.

   Normalleşme sürecinde olumlu yönler yaşamamız koronovirüs vakaa sayılarının belli seviyelerin üstüne çıkmaması sevindirici olmakla birlikte maalesef virüsün tamamen kontrol altına alınamaması ve

Alınan önlemlerde süreklilik olmaması, süreci esnek bir halde götürmeye kalkışmak NORMALLEŞME sürecinde ENDİŞEYİ artıyor.

   Bizden istenen  Maskeni tak, Sosyal Mesafeyi Koru, Elini mümkün olduğunca sıkça yıka, Kolonya hijyen madde kullan, Evde kal… Yazın virüs hızını yavaşlatacak, aşı çalışmaları devam ediyor .. Vs. Vs..

   En başta “Evde Kal , Sağlıklı Kal .” düşüncesinde ülkemiz ile diğer gelişmiş ülkeler arasında insana verilen değeri anladık. Birçok gelişmiş ülkede en az 15 gün “ Evde kal , Sağlıklı Kal.” .Denilerek yapılan uygulamada ülke insanı yaşadığı devlet tarafından yeteri kadar maddi imkanlar ile desteklendi. Ülkemizde yeterince bu sürecin en kritik döneminde maddi olarak yeterince halkımız desteklenmedi.

    Pandemi bitmiş gibi normalleşme sürecinde sosyal mesafe kurallarına uymayı çabuk unutuverdik.Hijyen temizlik kurallarına yeterince riayet etmiyoruz. Toplu bulunma mekanlarını düğün sünnet asker uğurlama, toplantı vs.. Alınan önlemlere getiren kurallara halen uyulmadığını görüyoruz..

    Bu süreçte asla önlemlerin gevşetilmesine, koronovirüs tehlikesi geçiyor mantığının yerleşmesine asla izin vermemeliyiz. Koronovirüs öncesi yaşanan hayat , artık asla ne bizim ne birçok ülke insanının koronovirüs sonrası yaşanılacak hayat ile bir  olmayacaktır.

    Bundan sonra toplumumuz eski yaşam kültürünü sarılma, tokalaşma, samimiyetle yakınlaşma vs. vs . Hal ve yaşayış şeklini bırakmalı, koronovirüs  veya daha başka benzeri virüs tehlikeleri her an karşımıza çıkacak anlayışıyla , önce kendimiz ve sonra toplum olarak yaşayış düzenimizi yeniden düzenlemeliyiz.

    Sağlıcakla, koronovirüssüz yaşamda esenlikle  kalmanız ümidiyle …