Benzeri sadece ve sadece Antalya’nın başı bozukluğundan kaynaklanan bir derin yapının gücüyle yapılabilen bir olayı aktaracağım size lütfen çok dikkatli okumanızı rica edeceğim.
Muratpaşa’da kamuya ait bir park alanı var. Bu alan üstelik doğal sit statüsünde bulunuyor.
Ve bu alanın bir kısmında eklentileri olan Bilem Hotel’in kaçak yapıları var. Park alanı ve sit sınırları içinde fazlalık yapılar, işgaller ve mevzuata aykırı düzenlemeler var.
Belediye bir yıkım kararı alıyor. İş makineleri giriyor. Kaldırımlar sökülüyor, düzenleme başlıyor.
Tam o gün.
Saat 16.00’da bir yazı geliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından belediyeye gönderilen resmi yazı:
“Burada yıkım yetkiniz yok.”
Ve işlem duruyor.
Sorular Başlıyor
Muratpaşa Belediyesi, alanın park ve sit statüsünde olduğunu söylüyor.
İşgalleri kaldırmak istiyor.
Daha sonra projeyi kurula sunuyor.
Dosya, Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’na gidiyor.
Kurul projeyi olumlu buluyor.
Peki sonra ne oluyor?
Sessizlik.
Belediye alana tekrar sokulmuyor.
İşgallerin sürdüğü iddia ediliyor.
Kamu Arazisinde Kim Yetkili?
Eğer burası park alanıysa,
Eğer burası doğal sit alanıysa,
Eğer kurul park düzenlemesini uygun bulduysa,
Belediye neden engelleniyor?
Daha da önemlisi:
Yıkımın başladığı gün aynı gün içinde “yetkin yok” yazısı nasıl hazırlanıyor?
İl müdürlüğü bu kararı hangi hukuki gerekçeyle aldı? Yazıya kim imza attı? İmza sahibinin gerekçeli raporu kamuoyuna açıklanacak mı? Kurul olumlu karar verdiyse neden uygulama başlatılmadı? Sit alanındaki işgaller devam ediyor mu?
Bunlar siyasi değil, kamusal sorulardır.
Asıl Mesele
Mesele bir otel değil.
Mesele bir belediye de değil.
Mesele şu:
Kamu alanında kamu mu söz sahibi,
Yoksa kamu alanları güçlü olanın fiili kullanımına mı bırakılıyor?
Doğal sit alanları, korunması gereken yerlerdir.
Eğer burada gerçekten mevzuata aykırı yapılaşma varsa, gereği yapılmalıdır.
Eğer belediyenin yetkisi yoksa, bunun açık ve şeffaf hukuki dayanağı kamuoyuna anlatılmalıdır.
Şeffaflık yoksa, kuşku büyür.
Açıklama yoksa, soru çoğalır.
Ve unutulmamalı:
Kamu arazisi üzerindeki her metrekare, milletindir.
Millet adına karar verenler de o millete hesap vermek zorundadır.


