Vitrin Değişiyor, Figüranlar Yanıyor: Peki Ya Asıl Baronlar?
Antalya son günlerde peş peşe gelen soruşturma haberleriyle çalkalanıyor. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’dan Konyaaltı’nın eski ve yeni başkanları Semih Esen ile Cem Kotan’a, hatta Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e kadar uzanan bir "soruşturma izni" fırtınası esiyor. Şirinyalı’daki o malum 15 katlı bina, Fenix projeleri, otel ruhsatları derken; yargı "görevi kötüye kullanma" diyor.
Tamam, hukuk işlesin. Kentin bağrına hançer gibi saplanan o devasa beton kütlelerin, usulsüz ruhsatların hesabı sorulsun. Ancak burada durup sormamız gereken, vicdanları kanatan o devasa soru işareti var: Bu işin asıl "mimarları" nerede? Olay bir klimacının nasıl bu kadar servet sahibi olması mı yoksa birilerinin onu figüran olarak kullanıp günü geldiğinde harcaması mı? döngüsünden çıkması gerekiyor.
Soruşturma Sadece İmzaya mı, İşe mi?
Belediye başkanları elbette sorumludur; altına imza attıkları her kâğıdın bedelini ödemekle yükümlüdürler. Ama biz biliyoruz ki bu dosyalar belediye başkanlarının önüne "durup dururken" gelmiyor. Şehircilik ilkelerini kağıt üzerinde katleden bürokratlar, Ankara’nın derin koridorlarında iş bitiren "tanıdık" isimler, Siyaseti arkasına alıp, "ben istediğimi dikerim, kılıfını da hazırlarım" diyen o meşhur rant baronları neden bu soruşturma halkasının dışında tutuluyor?
Sokaktaki herkesin adını ezbere bildiği, zenginliklerine zenginlik katan, Karun gibi yaşayan o "kara kutular" neden hep elini kolunu sallayarak geziyor? Milyonlarca liralık rantı cebine indiren, plan notlarıyla oynayan, teknik taktiği belirleyen asıl suç şebekesi varken, ihale sadece muhalif belediye başkanlarına mı kalacak?
Olayda adı geçen projelerin birçoğu sadece yerel belediyenin değil, zaman zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da süzgecinden geçiyor ya da geçmesi engelleniyor. Eğer ortada şehircilik ilkelerine aykırı bir durum varsa, buna göz yuman bakanlık bürokratlarının, imar düzenlemesini adrese teslim yapan kadroların hiç mi suçu yok?
Asıl cesaret; kolay lokma gibi görünen siyasetçilere soruşturma açmak değil, o siyasetçileri parmağında oynatan, her dönemin kazananı olan rant çetelerinin üzerine gitmektir.
Bu Düzen Böyle Gitmez!
Siyasetçiyi ateşe atıp, arka planda önce viskisini yudumlayan ardından umreden fotoğraflar atarak millet ile resmen dalga geçen o çete bozuntuları ne kadar Çetin ve Tonlarca suçu olursa olsun gün gelip hesap sorulmaz ise maalesef kimseyi bu olayda inandıramazsınız.
Bu rantçıların devri kapanmadığı sürece Antalya’da hiçbir şey değişmez. Bugün Ümit Uysal gider, yarın başkası gelir ama o "sistem" orada durduğu sürece biz daha çok 15 katlı ucube binaları konuşuruz.
Adalet, sadece "imzası olanın" değil, "parayı götürenin" ve "tezgâhı kuranın" tepesine bindiği gün adalettir. Aksi takdirde yapılan her hamle, sadece siyasi bir hesaplaşmadan öteye gidemez.
Sormaya devam edeceğiz: Asıl büyük lokmayı yiyen o "karakutular" ne zaman hesap verecek?
