Menü Yarını bekleme anında haber al - ANTALYA GÜNCEL
Tarih: 31.07.2026 17:42
Spor Yazarı Ömer Gürsoy Bilirken Susmadığını Açıkladı

Spor Yazarı Ömer Gürsoy Bilirken Susmadığını Açıkladı

Facebook Twitter Linked-in

ANKARA - BHA

Spor yazarı Ömer Gürsoy'un ifadeleri:

Yalnızca dört ay geçmesine rağmen bu yazının hâlâ güncelliğini koruduğunu, hatta maalesef daha da anlam kazandığını düşündüğüm için tekrar paylaşıyorum. Görünen o ki, mevcut gidişat değişmediği sürece bu yazıyı her dört ayda bir yeniden hatırlatma ihtiyacı hissedeceğim.

Spor yazarlığı bazen yalnızca analiz yapmak anlamına gelmez. Bazen spora dair bir sorumluluğun ve bir dertleşmenin kaleme dökülmesidir.

Zaman zaman düşünüyorum: Bildiği hâlde susan insanların çoğaldığı bir ortamda, konuşmak gerçekten kolay mı? Ben her zaman şu sözü kendime rehber edindim: “Bilirken susmak, bilmezken konuşmaktan daha kötüdür.” İşte spor üzerine yazarken çıkış noktam tam olarak budur.

Eleştirmek Değil, Yol Göstermek

Yıllardır sporun içinde olan biri olarak gördüğüm eksiklikleri, yanlışları veya kaçırılan fırsatları dile getirmeyi bir sorumluluk olarak kabul ediyorum. Ancak bunu yaparken tercih ettiğim dil, yıkıcı bir eleştiri dili değildir. Daha çok nasihat eden, yol gösteren ve dertleşen bir üslup kullanmayı tercih ederim. Çünkü inanıyorum ki spor gibi ortak bir değeri konuşurken amaç kimseyi yermek değil, daha iyisini birlikte aramak olmalıdır.

Bu nedenle yazılarımda bir hatayı veya eksikliği dile getiriyorsam, onu yalnızca göstermekle yetinmem. Mutlaka bir çözüm önerisi de sunarım. Zira çözüm üretmeyen eleştirinin çoğu zaman fayda sağlamadığına inanırım. Benim derdim hata bulmak değil; sporun gelişmesine katkı sağlayacak bir fikir ortaya koyabilmektir.

Yönetici Olgunluğu

Elbette tüm bu yaklaşımıma rağmen, söylediklerimi eleştiri olarak yorumlayanlar da olacaktır. Bu da hayatın bir gerçeği. Açıkçası bunu çoğu zaman yöneticilik olgunluğu eksikliği ile açıklıyorum. Çünkü gerçek anlamda yönetici olgunluğuna sahip olanların, yapıcı fikirlerden rahatsız olmak yerine onlardan istifade etmeyi bildiklerini de gördüm.

Bunun en somut örneklerinden birini yıllar önce yaşadım.

2010–2011 yılları arasında Başbakan Müşaviri kadrosunda görev yaparken, aynı zamanda dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın danışmanı olarak çalışıyordum. O dönemde Türkiye'nin en güçlü gazetelerinden Habertürk'te zaman zaman yazılar kaleme alıyordum. Yazılarımda, Türk sporunda yapılan birçok başarılı işe değinirken, reformların bazı alanlarda eksik kaldığını düşündüğümü de açıkça ifade ediyordum.

Üstelik bunu bir bakan danışmanı olarak yazıyordum.

Peki sonra ne oluyordu dersiniz?

Sayın Özak beni arar ve çoğu zaman şu cümleyi kurardı:
“Beni yine eleştirmişsin… ama haklısın. Teşekkür ederim.”

İşte bana göre yönetici olgunluğu tam da budur. Yapıcı bir görüşten rahatsız olmak yerine onu dinlemek, değerlendirmek ve hatta teşekkür edebilmek…

Sporun İçinden Yazmak

Köşe yazılarımda sporun farklı alanlarına değinmeye çalışıyorum. Basketboldan futbola, tenisten padele; olimpiyat komitelerinden spor bakanlığı ile federasyon ilişkilerine; Türk sporunun kurumsal yapısından engelli sporuna; tesis inşa etmekle çiftçilik yani sporcu yetiştirme konularına kadar geniş bir yelpazede yazmaya gayret ediyorum.

Bunun bir nedeni de şu: Yazdığım alanların birçoğunda yıllar içinde görevler yaptım, bazı alanlarda hâlâ görevlerim devam ediyor. Yani sporun bazı meselelerine sadece dışarıdan bakan biri değilim; çoğu zaman hem içinde hem de biraz dışından bakabilen bir konumdayım.

Bir yandan da spor benim için yalnızca bir yazı konusu değil, hayatın içinde yaşayan bir gerçeklik. Oğlum aktif olarak tenis oynuyor ve aynı zamanda milli padel sporcusu. Dolayısıyla spor, bizim evde konuşulan, yaşanan ve emek verilen bir alan.

Belki de bu yüzden yazarken sadece bir spor yazarı olarak değil; sporun içinde bulunmuş, farklı sorumluluklar üstlenmiş ve hâlâ sporun içinde yaşayan biri olarak kalem oynatıyorum.

Bu Bir Dertleşme Yazısıdır

Yaklaşık yirmi yıla yaklaşan spor yazarlığımda belki de ilk kez bu kadar açık bir dertleşme yazısı kaleme alıyorum.

Evet… Bu bir dertleşme yazısıdır.

Çünkü bazen susmanın kolay, konuşmanın ise zor olduğu dönemler olur. Ama ben hâlâ şuna inanıyorum:

Eğer bir konuda bilgi ve tecrübeye sahipseniz, susmak bir tercih değil; konuşmak bir sorumluluktur.

Ve sporun gelişmesi için bazen birilerinin konuşması gerekir.

Çünkü spor bazen sahada değil, susmayan kalemlerde kazanır.

Son söz; Dilerim bir gün bu yazıyı yeniden paylaşma ihtiyacı ortadan kalkar.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —