
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.
Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, açıklamalarda bulundu.
Çelik açıklaması sırasında da istifası ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisine yönelik küfürlü mesajları ile gündeme gelen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ile ilgili soruyu da yanıtladı.
Çelik açıklamasında şöyle dedi;
CHP Genel Başkanı'nın kullandığı ifadeler Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Bir genel başkanın bu derece küfürlü konuşması, kendi partisindeki belediye başkanına dönük ya da herhangi birine bu ifadeleri kullanması üzücü ve utanç verici durum.
CHP bu hale nasıl geliyor. Bu şekilde savrulmanın, seviye yoksulluğunun içine nasıl düşüyor? Bunu CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımız ve milletimiz değerlendirecektir.
Kürsüye çıkınca demokrasi, hukuk, siyasi diyalog, seviyeden bahsediliyor. Bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar o mesajlardan daha kötü. Çıkıp özür dilenmesi gereken bir konu.
MESUT ÖZARSLAN AK PARTİ'YE Mİ GEÇİYOR
Keçiören Belediye Başkanının partimize geçmesiyle ilgili genel başkanımız ve yetkili kurullarımız böyle bir konuyu değerlendirmedi. Pek çok belediye başkanının böyle bir talebi var. Yetkili kurullarda değerlendiriliyor. Bugün itibariyle Keçiören Belediye Başkanıyla ilgili verilmiş bir karar yok."
"SON DERECE ZORLU BİR MÜCADELE VERİLDİ"
Deprem bölgesi kısa bir süre içerisinde toparlandı. Milletimizin, bir kez daha çeşitli felaketlerle karşı karşıya kalsa da asla tökezlemeyeceği, devletimizin asla yenilmeyeceği bir kez daha gösterilmiş oldu.
Elbette o hatıraları unutmuyoruz. O büyük acının ardından tek tek vatandaşlarımıza ulaşmak için devlet ve hükümet ilk andan itibaren yoğun bir faaliyet yürüttü.
Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri de ilk andan itibaren yoğun bir çabayla oradaki canlarımıza ulaşmaya çalıştı. Havaalanlarının hasar gördüğü, köy yollarının kapandığı bir ortamda son derece zorlu bir mücadele verildi ve çok büyük harcamalar yapıldı.
Aynı şekilde sivil toplum kuruluşları da tek tek bölgeye gitti. Bir kez daha görüldü ki bir olduğumuzda, birbirimizi hiçbir zaman ve hiçbir yerde terk etmeyiz.
Her türlü ayrılığı ve gayrılığı bir kenara bırakır, bu bütünleşmeyi sağlarız. O gün olduğu gibi bugün de bu zorlu mücadele en güçlü şekilde verildi ve büyük oranda başarıya ulaşılmış oldu.
"CHP ZİHNİYETİ ENKAZ ALTINDA KALDI"
Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren o günün ardından her toplantımızda bu konuyu gündeminde tuttu ve en yakın şekilde takip etti. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Bey mesaisinin büyük bir kısmını bölgede geçirdi ve büyük bir gayretle çalıştı.
Bütün ekiplerimiz, bütün işçilerimiz ve bütün kardeşlerimizin emeğiyle bugün bu sonuca ulaşılmış oldu. İnşallah daha ileri safhalara da geleceğiz.
Tabii o zamanı hatırlayın, bir yandan felaketle uğraşırken bir yandan da dezenformasyonla ve yalanlarla mücadele ediyorduk. Maalesef çok ucuz ve üzücü hırsızlık ile yağma olayları yaşandı.
Bütün bunlarla hep beraber mücadele edildi ve bütün dünyanın gözü önünde bu mücadele başarıyla verildi. Bu yıl dönümünde en üzücü olaylardan biri ise CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in kullandığı üslup ve söylediği sözlerdi.
Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir.
Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve iştenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder.
Ancak Sayın Özgür Özel'in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hep şahit olduk. Orada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı.
Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz.
"YOĞUN BİR RAMAZAN FAALİYETİ YÜRÜTECEĞİZ"
Ramazan ayı geliyor. Bütün vatandaşlarımızın Ramazan ayını şimdiden tebrik ediyoruz. Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin.
Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız.
Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı.
Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye'deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.
"DÜNYANIN PARÇALANDIĞI BİR DÖNEM"
Dünyanın parçalandığı, kurumların yıprandığı, kurumların dağıldığı, temel ilkelerin aşındığı bir dönemden geçiyoruz. Geçen basın toplantımızda da ifade etmiştim.
Bunun en büyük örneklerinden biri, dünya düzeninin ve dünyadaki neoliberal hâkimiyetin temel ideolojisinin pekiştirilmesine dönük olarak kullanılan zeminlerden biri olan Davos'ta ortaya çıkan tablonun büyük eleştirilerin odağı hâline gelmesiydi.
Genelde Davos'ta yeni dünya düzeninin önümüzdeki dönemde nasıl olacağı ve neoliberal düzenin kendi hayatiyetini nasıl sürdüreceğine dair argümanlar, söylevler, oturumlar ve konferanslar gündeme gelirken küresel güney olarak adlandırılan ülkelerde eleştiriler dile getirilir.
İlk defa bu sene Davos'ta neoliberal düzenin elitleri bu düzenin artık işlemediğini ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde, açıklamalarda ve analizlerde bulundular. Bunların bazıları örtülü, bazıları ise açık şekilde tartışmalara yol açtı.
Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen sorunlarının bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hale geldiği de görülmüş oldu.
"GAZZE İLE İLGİLİ MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ"
Halen Gazze'ye insani yardımların girişi istenilen düzeye ulaşmamış durumdadır. Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır.
Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin artık tamamen berraklaştığını göstermiştir. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz.
Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık Kuzey ile Küresel Güney arasında ya da Batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde, bizzat Batı ittifakının kendi içerisinde de çatışmalar ve gerilimler ortaya çıkmaktadır.
Bu çerçevede bakıldığında, uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında, pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğu görülmektedir.
Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirilmiş, ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri planlanmış, Ürdün Kralı'nın ziyareti ile bu hafta Yunanistan Başbakanı'nın ziyareti gündeme gelmiştir.
Sudan'dan Somali'ye, Afrika Boynuzu'ndan Rusya Ukrayna Savaşı'na ve Gazze'deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar, dünyanın adeta dikişlerinin söküldüğü bir ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır.

SURİYE'DE YAŞANANLAR
Maksimalist yaklaşımlar etrafında şekillenmeye çalışan söylemler olmakla birlikte bir yandan terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefinin ortaya koyduğumuz ilkeler çerçevesinde ilerlemesi söz konusudur.
Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye yani terör örgütünün feshi ve silah bırakması hedefini sulandırmaya dönük bazı yanlış yaklaşımlar ya da ırkçı söylemler zaman zaman ortaya çıkabilmektedir.
Bunlara gerektiği yerde gerekli cevaplar verilir ancak odağımızı kaybetmeyeceğiz, manipülasyon ve provokasyonun bizi yolumuzdan geri çevirmesine müsaade etmeyeceğiz.
Sayın Cumhurbaşkanımız Suriye konusunu ele alırken Suriye'deki istikrara verdiği önemi, tek millet ve tek ordu anlayışının ülke açısından taşıdığı kıymeti bir kez daha değerlendirmiştir.
Suriye'nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin önemli bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye'nin birlik ve bütünlük içerisinde Arapların, Kürtlerin ve Türkmenlerin ortak kazananlar olduğu bir çerçevede yoluna devam edeceğini ifade etmişlerdir.
15 YAŞ ALTINA SANAL MEDYA DÜZENLEMESİ
Değerli arkadaşlar, dünyada tartışılan bir diğer önemli başlık da son gündemlerle birlikte sosyal medya konusudur.
Biz sosyal medya konusunda bir çalışma yürütüyoruz ve Sayın Cumhurbaşkanımız hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek, hem de artık millî egemenliğin bir parçası hâline gelen siber egemenliğimizi korumak için pek çok konuşmasında bu konuya dikkat çekmektedir.
İlginçtir ki bugün Batı'dan bu konuya ilişkin yüksek sesli ve dikkat çekici açıklamalar gelmektedir. İspanya Başbakanı Sanchez'in, Filistin konusunda tarihin doğru tarafında durduklarını, teknoloji oligarklarının çocuklarımızın cep telefonlarından ellerini çekmeleri için akılla ve demokrasiyle mücadele ederek yine tarihin doğru tarafında duracaklarını ifade etmesi bunun bir örneğidir.
Bu teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir.
Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanıldığı da açıkça görülmektedir.
Bir yandan çocuklara musallat olunurken diğer yandan ülkelerin egemenlik alanlarına müdahale edilmektedir. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz çünkü bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapılması gerekenlerdir.
Fransa'dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir.
Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır.
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ'NİN KURULUŞUNUN 57. YIL DÖNÜMÜ
Değerli arkadaşlarım, bugün aynı zamanda Cumhur İttifakı ortağımız, Türk siyasetinin köklü çınarı Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümüdür.
57 yıl önce Adana'da kurulan bu hareketin merhum lideri Alparslan Türkeş'i bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Sayın Devlet Bahçeli'ye, Milliyetçi Hareket Partisi yöneticilerine ve mensuplarına en içten tebriklerimizi iletiyoruz. Cumhur İttifakı olarak çok zorlu yollar açtık, büyük bir mücadele verdik ve Allah'ın izniyle bundan sonra da hem bölgesel politikalar hem de iç siyaset açısından daha uzun yolları birlikte yürüyeceğiz.
Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi'nin 57. kuruluş yıl dönümünü bir kez daha içtenlikle tebrik ediyor, emeği geçen herkesi şükranla anıyoruz.
ZEYNEP GÜNEŞ'E NEFRET SÖYLEMİ
Değerli arkadaşlar, bu nefret siyaseti ve nefret söylemi maalesef bir hastalık olarak zaman zaman kendisini gösteriyor. Bunun en açık örneklerinden biri, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanımız Zeynep Hanım'a yönelik olarak hadsiz bir kişi tarafından yapılan nefret söylemidir.
Vatandaşlarımızın oyuyla defalarca seçilmiş ve bu görevi hak etmiş bir belediye başkanına yöneltilen bu ifade gerçekten aşağılık bir söylemdir.
Öncelikle bu nefret söylemine karşı toplumun her kesiminden, her görüşten vatandaşlarımızın ortaya koyduğu ortak tepkinin son derece anlamlı ve kıymetli olduğunu ifade etmek isterim.
Özellikle vurgulamak isterim ki toplumun her kesiminden kadın vatandaşlarımızın bu nefret söylemine karşı çıkarak belediye başkanımıza sahip çıkması son derece değerlidir.
Farklı siyasi partilerden ortak duyarlılık içeren açıklamalar yapılmış olması, nefret siyasetine karşı durma konusunda bir millî mutabakat oluştuğunu göstermektedir. Bu şahsın İYİ Parti üyesi olduğu yönünde iddialar vardı ve ilk andan itibaren parti yetkilileri disipline sevk ve ihraç konusunda çok hızlı bir karar aldılar.
Sayın Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaparak bu nefret söylemini aşağılık bulduklarını ve parti olarak kurumsal biçimde reddettiklerini ifade etti.
Bu açıklamaların tamamı son derece kıymetlidir. Bu duruşu sergileyen her partiden, her görüşten vatandaşlarımıza, siyasi parti genel başkanlarına ve temsilcilerine buradan bir kez daha teşekkür ediyoruz. Ancak en büyük teşekkür, ortak duyarlılığı sergileyen farklı görüşlerden kadın vatandaşlarımızın hassasiyetinedir.