2003-2011 yılları arasında Antalya'da görev yapan Antalya Valisi Alaaddin Yüksel'i sağlık sorunları nedeniyle kaybettik.
Kendisiyle yolumuz 2007 yılında Yenigün Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmenliği yaptığım dönemde kesişti.
Daha önce ben bir gazeteci o Antalya Valisi şeklinde haber amaçlı toplantılarda görüşmelerimiz olmuştu.
Bunalımlı yılların en bunalım verici saçma sapan açıklamalarının yapıldığı memleketin üzerinde kara bulutların dolaştığı dönemde yerel bir gazetede nasıl mücadele veriliyorsa en iyi şekilde memleket adına mücadele vermeye çalışıyordum.
Allah var ekibimde aynı kafandı…
Yok açılım saçmalamaları, yok dinler bahçesi gibi uyduruk birtakım projeler milletin kafasını iyice karıştırmış, millet kutuplaşmaya başlamıştı.
Türk Milliyetçisi devlet adamları da makamları ne olursa olsun o dönemlerde ses çıkartamıyordu.
Birde bu saçmalıklara çanak tutan o dönemin sanatçıları vardı. Acımasızca maneviyata değerlere hiçbir değer vermeyen açıklamaları vardı.
Hrant Dink denilen adam Türk'ün kanını içileceğini açıklıyor kimseden ses çıkmıyor dilimiz döndüğünce bu açıklamaya Antalya'dan cevap vererek çoban ateşini yakmaya çalışıyoruz kamuoyu oluşturmaya çalışıyorduk.
Bir ara sanatçı Yılmaz Erdoğan beyaz güvercinin kanatlarına mektup yazmış her silah öldürür ama mayından kahpesi yoktur gibi Mehmetçik'e göndermeler yapması yenilir yutulur gibi değildi.
Ardından sanatçı Sezen Aksu, Memet diye bir şarkı sözünü piyasaya sürüyor. Sözleri Memet, daha çok küçüksün Memet Bilemiyorsun tabii neden bu sonsuz nöbet O kadar vaktin de olmadı zaten Ama sen ümit etmeye devam et diye devam ediyor.
Okudukça dinledikçe delleniyorsun, dellenincede tabiki aleyhte yazı yazmaya başlıyorsun ve döktürüyorsun.
O sinirle yazıyı yazıp gazetede yayınladık. Ertesi gün gaztelerde neler çıkmış çayımızı yudumlayarak tüm gazeteleri okumaya başladık o ara ofis telefonum çaldı. Valilik basın Müdürü sabah sabah enerji yüklü bir şekilde çok mutlu gülümseyen ifadeyle vali bey seninle görüşmek istiyor dedi ve bağladı.
"Evladım seni alnından öpüyorum. Kaç gündür tüm medyayı en ince ayrıntısına kadar detaylı olarak taradım ama şu kadına cevap veren bir yiğit çıkmadı" dedi. Aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Yazılarını baştan sona noktasından virgülüne kadar zevkle gururla okuyorum. Bir ara oturup sohbet edelim dedik ve ondan sonra her pazartesi bir kahve molasında Vali Alaaddin Yüksel ile bir araya gelmeye çalıştık.
Ya bizim ofiste bir sabah kahvaltısında ya da valilikte kahvemizi içerek devletimizi milletimizi derinlemesine konuşarak sohbetlerimizi zevkle yaptık.
Hatta bir ara evladım yazdığın yazılardan dolayı bende korkmaya başladım. Devlet sonuna kadar arkanda yine de kendine dikkat et diye uyarmadan da durmuyordu.
Evet güzel günler geçirdik. Devlet ve millet sevdalısı bu valiyle tanışma ve diyaloğumuz Türk milliyetçiliği adına olmuştu.
Ama kendisi Antalya'nın dilencisi gibiydi. Hangi bakan gelirse gelsin peşini bırakmıyor ve Antalya'ya yatırım yaptırabilmek için yapılacak her şeyi yapıyordu. Özel idare üzerinden Antalya'ya çok büyük yatırımlar kazandırdı. Suyu olmayan köylere su, yolu olmayan köylere yol yaptırdı. Okul, sağlık ocağı gibi birçok yatırım için yaptığı dilenciliğe ben şahidim.
Güzel adamdı, iyi bir devlet adamıydı kendisini kaybetmişiz nur içinde uyu Alaaddin Yüksel…