Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Türk Telekom İl Müdürlüğü önünde yaptığı basın açıklamasında özelleştirme politikalarını ve Türk Telekom'da saha hizmetlerinin taşeron firmalara devredilmesi kararını sert sözlerle eleştirdi. Kamacı, 24 Ocak kararlarıyla başlayan özelleştirme sürecinin Türkiye'nin stratejik kurumlarını zayıflattığını savundu.
İl Başkanı Nail Kamacı, İl Yöneticileri, Aksu İlçe Başkanı Hamza Erdem, Kemer İlçe Başkanı 22. Dönem Milletvekilleri Feridun Fikret Baloğlu, Tuncay Ercenk ve partililer ile birlikte Türk Telekom Antalya Bölge Müdürlüğü önündeki Konuşmasında 45 yıldır kamuya ait kurumların sistemli biçimde elden çıkarıldığını ifade eden Kamacı, Cumhuriyet'in ekonomik kazanımlarının ulusal ve uluslararası sermayeye açıldığını belirtti. Türk Telekom'un da bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu dile getiren Kamacı, 2004 yılındaki özelleştirme sürecine dikkat çekti.
Özelleştirme döneminde kamuoyuna "fiyatlar düşecek, rekabet artacak" yönünde vaatlerde bulunulduğunu hatırlatan Kamacı, "Rekabet değil tekelleşme oldu. Fiyatlar düşmedi, arttı. Vatandaş ucuzluk görmedi. Gelir azaldı, faturalar yükseldi" dedi.
Türk Telekom'un yüzde 55'lik hissesinin Suudi bağlantılı Lübnanlı Hariri ailesine ait Oger şirketine satıldığını hatırlatan Kamacı, satış sırasında şirketin borcu olmadığını ve kasasında 2 milyar dolar bulunduğunu söyledi. Yıllar içinde milyarlarca dolar kâr elde edildiğini, 2016 yılında 12,6 milyar dolar temettü dağıtıldığını ve bunun yaklaşık 7 milyar dolarının Oger tarafından alındığını belirtti.
Kamacı, aynı dönemde şirketin borçlandırıldığını ve 2016 itibarıyla 3,5 milyar dolar borca batırıldığını ifade ederek, "Borçsuz devralınan bir kurum dövize endeksli ve değişken faizli borçlarla yük altına sokuldu" dedi. Özelleştirme bedelinin de tam olarak ödenmediğini öne süren Kamacı, kamu zararının büyüdüğünü savundu.
Süreç sonunda şirketin bankalara olan borçları nedeniyle kamunun müdahalesiyle el değiştirdiğini hatırlatan Kamacı, Türk Telekom'un yapısına ilişkin de bilgi verdi. Şirketin yüzde 60'ının Türkiye Varlık Fonu'na, yüzde 25'inin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na, yüzde 15'inin ise halka açık olduğunu belirtti.
Basın açıklamasında güncel bir karara da değinen Kamacı, Antalya başta olmak üzere Kocaeli, İstanbul, Sakarya, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Ankara, İzmir ve Muğla'da 1 Şubat 2026'dan itibaren saha çalışmalarının taşeron firmalara devredileceğini söyledi. Bu kararın yaklaşık 2 bin teknik personelin 1.300'ünün iş güvencesini tehlikeye atacağını ifade etti.
Taşeron modelinin hizmet kalitesini düşüreceğini savunan Kamacı, "Afet ve kriz anlarında merkezi ve hızlı müdahale kapasitesi zayıflar. Stratejik altyapı bilgileri üçüncü şahısların eline geçme riski taşır. İnsan kaynağı azalır, istihdam daralır" dedi.
Söz konusu illerde toplam 6 milyon 300 bin abone bulunduğunu belirten Kamacı, abone başına maliyetin 75 TL'den 160 TL'ye çıkabileceğini öne sürerek, "Zaten kârlı bir kurumun saha ve altyapı hizmetlerini özelleştirmenin kamu yararıyla açıklanabilir bir yönü yoktur" ifadelerini kullandı.
Özelleştirme politikalarının 45 yıldır sürdüğünü dile getiren Kamacı, bunun yalnızca bir şirket meselesi olmadığını savundu. Açıklamasında emekli, memur, işçi ve çiftçilere de seslenen Kamacı, kamu varlıklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda Türk Telekom özelleştirme sürecinde birlikte çalıştığı isimler Feridun Fikret Baloğlu ve Tuncay Ercenk'in de alanda bulunduğunu belirten Kamacı, o dönemde de özelleştirmeye karşı çıktıklarını hatırlattı. Basın açıklaması, partililerin alkışlarıyla sona erdi.