YÖK, COP31'in Akademik Elçisi Oldu
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ankara'da Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen 'COP31 Yolunda Bilim Diplomasisi Akademi Lansmanı'na katılım sağladı. Bakan Kurum ve YÖK Başkanı Erol Özvar, programda üniversitelerin rektörleri, uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları, araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Kurum, YÖK'ün 'COP31'in Akademik Elçisi' olarak sürece katkı sunacağını açıkladı. Türkiye'nin COP31 Başkanlığı sürecini diyalog, uzlaşı ve aksiyon olmak üzere üç temel değer üzerine inşa ettiklerini ifade eden Kurum, bu süreçte 'Uygulama COP'u' vizyonuyla hareket ettiklerini vurguladı. Bu kapsamda bugüne kadar farklı kıtalardan ülkelerle ve müzakere gruplarıyla bir araya gelerek yoğun bir diplomasi süreci yürüttüklerinin altını çizdi. Bonn İklim Değişikliği Konferansı'nda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryasıyla COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması'nın imzalandığını ve COP31 Eylem Gündemi'nin 10 öncelikli alanının açıklandığını hatırlattı.
Deprem Bölgesinde Dirençli Şehirler Örneği
COP31 Başkanlığı'nın 2035 yılına kadar elektriğin küresel nihai enerji talebindeki payını yüzde 35'e çıkarma, dünyadaki atık artış hızını yarıya indirme ve bina sektöründeki enerji tüketim yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltma gibi hedeflerine dikkat çeken Bakan Kurum, bu başlıklarda Sıfır Atık ve deprem bölgesinde yürütülen Asrın İnşa Seferberliği'ni örnek gösterdi. Kurum, "Yaptığımız 455 bin konut, Dirençli Şehirler başlığı altında bugün tüm dünyanın parmakla göstereceği, gerçekten imrenerek izlediği bir proje haline geldi. 11 ilimizde gerçekten zorlu bir sürecin ardından Asrın İnşa Seferberliği'yle Sıfır Atık uyumlu, kendi enerjisini üreten dirençli şehirlerin inşasını da gerçekleştirdik. Bugün Hatay eskisinden daha yeşil, Malatya eskisinden daha güçlü, Kahramanmaraş ise yeni binalarla birlikte enerjisini daha az tüketen bir şehir haline geldi. Tüm deprem bölgesinde gururla ifade etmek gerekir ki bugün inşa ettiğimiz binalarda enerji tüketimi geçmişe kıyasla yüzde 39 azaltıldı. İşte bu başlıklarla Türkiye'nin icraattaki, eserdeki kabiliyetini ve becerisini tüm dünyaya anlatmak ve COP31 başlığı altında somut sonuçlar, neticeler üretmek istiyoruz" dedi.
Dönüşümü Doğru Yönetmek Ortak Geleceğin Şartı
Bakan Kurum, bugün üniversitelerin bilgi birikimini, araştırma gücünü ve yetişmiş insan kaynağını COP31'in karar, teknoloji, proje ve uygulama süreçleriyle buluşturmak istediklerini belirtti. İnsanlığın tarihin en köklü dönüşüm ve kırılma dönemlerinden birini yaşadığına dikkat çeken Kurum, enerji krizleri, su kıtlığı, kuraklık ve gıda güvenliği sorunları gibi problemlerin şehirleri etkilediğini ifade etti. "Bütün bu gelişmeler tüm dünyayı kapsamlı bir dönüşüme zorluyor. Bu dönüşümü doğru yönetmek, insanlığın ortak geleceğini korumanın temel şartıdır. Türkiye olarak bu süreçte açık ve güçlü bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Her ülkenin enerjide, suda, gıdada ve teknolojide kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kapasiteye kavuşması gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.
Bilimin Rehberliğinde Harekete Geçmek Ortak Sorumluluk
COP31 Başkanlığı'nın Türkiye'de olmasının büyük bir imkan olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, şunları söyledi: "Türkiye; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kurabilecek, farklılıkları ortak çözüm gücüne dönüştürebilecek ve kimsenin geride bırakılmadığı bir anlayışa öncülük edebilecek tecrübe ve birikime sahiptir. Bu tabloyu doğru okumak ve bilimin rehberliğinde harekete geçmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu noktada sizlerden beklentimiz büyük. Üniversitelerimiz COP31'in doğal kurucu ve paydaşlarıdır. Bilim diplomasisi, klasik diplomasiyi tamamlayan stratejik bir güçtür. Üniversiteler arasında kurulan araştırma ağları, laboratuvarlar ve genç araştırmacılar arasındaki bağlar, siyasi şartlar değişse bile varlığını ve etkisini korur. İşte bu nedenle üniversitelerimizin COP31'e katkısını, Türkiye'nin uluslararası gücünü büyütecek bir istikbal yatırımı olarak değerlendiriyoruz."
İklim Değişikliğini Bütün Boyutlarıyla Analiz Edebiliriz
Konuşmasında Prof. Dr. Aziz Sancar'ın "Dünyada söz sahibi olmamızın yegane yolu, en yüksek standartlarda bilim yapmak ve bilimde kuvvetli olmaktır" sözünü hatırlatan Bakan Kurum, "Üniversitelerimizin birikimini, gençlerimizin enerjisini ve COP31 Başkanlığı'mızın imkanlarını aynı hedef etrafında buluşturmak istiyoruz. İklim değişikliğini bütün boyutlarıyla birlikte analiz edebilir; bilimsel bilgiyi teknolojiye, toplumsal faydaya ve kamu politikasına dönüştürebiliriz. Bu iş birliğini 4 ana alanda ilerletebiliriz: Kampüslerimizde ortak dönüşümü başlatmak, iklim teknolojilerinde ortak araştırma kapasitesi oluşturmak, uluslararası bilim ağlarında daha güçlü bir konuma ulaşmak ve genç araştırmacılarımızı sürecin merkezine taşımak" diye konuştu.
Türkiye İklim Bilimi ve Teknolojisi Yetkinlik Haritası Hazırlanabilir
Bakan Kurum, COP31 sürecinde üniversiteler ve öğrencilerle birlikte yapılabilecek iş birliği çalışmalarını şu şekilde özetledi: "Temiz enerji, kuraklığa dayanıklı tarım, afet risk haritaları ve erken uyarı sistemlerinde üniversite, kamu ve sanayi iş birliklerini güçlendirebiliriz. Üniversitelerimizin araştırma altyapılarını ve uzmanlıklarını ortak merkezlerde buluşturmalıyız; genç bilim insanlarımızın fikirlerini araştırma projelerine, patentlere ve girişimlere dönüştürebiliriz. Bu noktada üniversitelerimizin iklim alanındaki uzmanlıklarını, laboratuvarlarını ve uygulamaya hazır projelerini gösteren bir Türkiye İklim Bilimi ve Teknolojisi Yetkinlik Haritası hazırlayabiliriz. Ardından öncelikli alanlarda ortak proje çağrıları ve pilot uygulamalar başlatabilir; üniversitelerimizi kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve uluslararası finans kuruluşlarıyla buluşturabiliriz. Seçilen projeleri; hedefi, bütçesi, takvimi, ortakları ve başarı göstergeleri belirlenmiş bir COP31 bilim ve teknoloji portföyü olarak dünyaya sunabiliriz. Bilimin, bilginin politika ve tasarıma, yatırım kararlarına ve sahadaki uygulamalara daha hızlı aktarılmasını sağlayabilir; COP31 sonrasında da devam edecek kalıcı bir bilgi ve iş birliği ekosistemi kurabiliriz."
COP31'in Bilimsel Vizyonunu Birlikte Şekillendirmeye Davet
Bakan Kurum, konuşmasının sonunda gençlere ve akademisyenlere çağrıda bulundu: "COP31'i yeni fikirlerin projeye, projelerin yatırıma, bilimsel bilginin teknolojiye ve alınan kararların sahadaki uygulamalara dönüştüğü güçlü bir başlangıç noktası haline getirmeliyiz. Sizleri, Türkiye'nin COP31 Başkanlığı'nın bilimsel vizyonunu birlikte şekillendirmeye davet ediyorum. Gelin, üniversitelerimizin bilgi birikimini ülkemizin çözüm üretme kapasitesiyle buluşturalım; Türkiye'nin bilimsel gücünü küresel ölçekte daha görünür kılalım. Gelin; dünyanın sorunlarına çözüm geliştiren, geliştirdiği çözümü uygulayan ve sonuçlarını bütün insanlıkla paylaşan bir Türkiye'yi birlikte güçlendirelim. İnanıyorum ki üniversitelerimizin üreteceği bilgi, yetiştireceği insan kaynağı ve geliştireceği teknolojiler; yalnızca COP31'in değil, Türkiye Yüzyılı'nın da en güçlü ve kalıcı miraslarından biri olacaktır."
YÖK Başkanı Özvar: COP-Science Platformu Oluşturduk
Programda konuşan YÖK Başkanı Erol Özvar, COP31 Akademik Katılım Modeli'ni bilimden politikaya, araştırmadan uygulamaya ve ulusal birikimden uluslararası iş birliğine uzanan bir bilim diplomasisi yaklaşımı üzerine inşa ettiklerini söyledi. Özvar, Türkiye'de COP31 sürecinin dışında kalan hiçbir üniversitenin bulunmadığını belirterek, her üniversitede bir rektör yardımcısının koordinatör olarak görevlendirildiğini kaydetti. Türkiye'nin yükseköğretim ve araştırma kapasitesini farklı ülkelerdeki kurumlarla buluşturduklarını ifade eden Başkan Özvar, "Bu amaçla COP-SCIENCE platformunu oluşturduk. Farklı ülkelerden üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, akademik ağların ve bilim insanlarının katkılarını İngilizce başvuru sayfamız üzerinden almaya başladık. Nitelikli ve COP31 öncelikleriyle uyumlu çalışmaları yeni ortaklıklara ve COP31 akademik programına taşımayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Başkan Özvar, COP31 kapsamında YÖK Pavilyonu kuracaklarını ve burada Türkiye'den ve farklı ülkelerden bilim insanlarının araştırmalarını paylaşacaklarını anlattı. Program, Bakan Kurum'un rektörlerin sürece yönelik sorularını cevaplamasıyla tamamlandı.
