Antalya'da ruhsat almak bu kadar zorken, bazı yerlerde sanki hiçbir kurala ihtiyaç yokmuş gibi yıllardır ticaret yapılabiliyor.
Sistemin nasıl işlediğini anlamak isteyenlere galiba yeni bir rehber hazırlamak gerekiyor.
Vergi dairesine gidin.
Vergi numaranızı alın.
Vergi levhanızı duvara asın.
Sonra başlayın ticarete...
Çünkü görünen o ki, bazı yerlerde gerisi kimsenin umurunda değil!
Elbette işin gerçeği bu değil.
Vergi levhası almak, bir yapıyı yasal hale getirmez.
Vergi mükellefi olmak, imarsız yapıya ruhsat kazandırmaz.
Tarla vasfındaki bir araziye ticari işletme kurma hakkı vermez.
Ama Antalya'nın tam merkezindeki bazı örnekler, vatandaşa tam tersini düşündürüyor.
5M Migros'un tam karşısındaki yaklaşık 400 bin metrekarelik alan...
Yıllardır Antalya'nın en hareketli bölgelerinden biri.
Lunapark var.
Otopark var.
Elektrikli araç şarj istasyonları var.
Oto yıkama tesisi var.
"Karnaval Çarşı" adıyla faaliyet gösteren çok sayıda iş yeri var.
Yüzlerce araç giriyor.
Binlerce insan alışveriş yapıyor.
Peki soru şu:
Bütün bunlar hangi hukuki zeminde faaliyet gösteriyor?
Eğer gerekli izinler ve ruhsatlar mevcutsa, ilgili kurumlar bunu kamuoyuna açıklasın.
Yok değilse...
Antalya'nın göbeğinde bu kadar büyük bir ticari faaliyet yıllardır nasıl sürdürülebiliyor?
İşte insanın aklına en çok takılan soru bu.
Bir vatandaş balkonunu 30 santimetre kapattığında zabıta ertesi gün kapısına dayanabiliyor.
Bahçeye yapılan küçük bir sundurma için bile yıkım kararları çıkabiliyor.
Ama şehrin merkezinde on binlerce metrekarelik ticari alanlar oluşuyor.
Dükkanlar açılıyor.
Otopark yapılıyor.
Şarj istasyonları kuruluyor.
Oto yıkama hizmet veriyor.
Ve kimse çıkıp "Burada ne oluyor?" diye sormuyor.
Gerçekten kimse fark etmedi mi?
Yoksa fark edildi de görmezden mi gelindi?
Bu sorunun cevabını Antalya kamuoyu hak ediyor.
Bu bölge yıllardır imar tartışmalarının merkezinde.
Defalarca plan yapıldı.
Defalarca mahkemeler tarafından iptal edildi.
Bir dönem doğal su kaynaklarını koruma alanı olduğu yönünde bilgiler kamuoyuna yansıdı.
Bugün ise aynı bölgede yoğun ticari faaliyet dikkat çekiyor.
Bu değişimin hangi plan kararlarıyla gerçekleştiği, hangi izin süreçlerinin işletildiği ve denetimlerin nasıl yapıldığı konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.
Geçmiş yıllarda bu bölgeyle ilgili kamuoyunda farklı iddialar ve spekülasyonlar gündeme geldi.
Bunların arasında bazı kişilerin FETÖ yapılanmasıyla ilişkilendirildiğine ve bölgede arazi toplandığına yönelik iddialar da yer aldı.
Bu iddiaların doğruluğu konusunda karar verecek olan elbette yargı makamlarıdır.
Yine kamuoyunda, bölgedeki bazı ticari alanların işletilmesine ilişkin çeşitli iddialar dile getiriliyor.
Eğer bu iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, en büyük ihtiyaç resmi ve şeffaf bir açıklamadır.
Çünkü bilgi kirliliğinin önüne geçmenin yolu sessizlik değil, şeffaflıktır.
Bu yazı herhangi bir kişiyi suçlamak için kaleme alınmadı.
Bu yazı, hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını sorgulamak için yazıldı.
Çünkü aynı şehirde bir esnaf ruhsat alamadığı için dükkân açamazken...
Bir başkası yıllardır faaliyet gösterebiliyorsa...
Vatandaşın aklına doğal olarak şu soru geliyor:
Kanun gerçekten herkese eşit mi uygulanıyor?
Bu soruların cevabını vermesi gerekenler belediyeler, ilgili kamu kurumları ve denetim makamlarıdır.
Eğer her şey hukuka uygunsa, bunu belgeleriyle açıklasınlar.
Eğer değilse, neden bugüne kadar işlem yapılmadığını anlatsınlar.
Çünkü devletin görevi yalnızca vergi toplamak değildir.
Devletin görevi, hukuku herkes için aynı şekilde uygulamaktır.
Antalya artık söylentileri değil, belgeleri konuşmak istiyor.
Ve bu sorular cevapsız kaldıkça, şehirdeki en büyük tartışma kaçak yapılar değil; hukukun neden bazı yerlere uğramadığı olacaktır.