Kılıç, depremin yalnızca binaların taşıyıcı sistemlerini değil, doğal gaz tesisatlarını ve yangın söndürme altyapılarını da etkilediğini belirterek, "Depremden sonra çıkan yangınlar, çoğu zaman ilk yıkımdan daha ağır sonuçlar doğurabiliyor" dedi.
Deprem Sonrası Yangın Riski Artıyor
Kılıç, deprem sırasında doğal gaz hatlarında meydana gelen kırılmaların ve bağlantı kopmalarının ciddi patlama ve yangın riski oluşturduğunu ifade etti. Özellikle otomatik sismik gaz kesme vanası bulunmayan binalarda gaz akışının kontrolsüz şekilde devam edebildiğini belirten Kılıç, bunun hem bina içi güvenliği hem de çevredeki yapıları tehdit ettiğini söyledi.
Yangın söndürme sistemlerinin de depremden etkilenebildiğini vurgulayan Kılıç, "Sprinkler hatlarının ve boru sistemlerinin deprem yükleri dikkate alınmadan tasarlanması durumunda, sistemler tam ihtiyaç anında devre dışı kalabiliyor. Deprem sonrası yangın riskinin arttığı bilimsel bir gerçek" ifadelerini kullandı.
Uygulamada Yok
Uluslararası standartların — başta National Fire Protection Association (NFPA) ve American Society of Civil Engineers kriterleri olmak üzere — mekanik tesisatlarda deprem etkisinin dikkate alınmasını zorunlu tuttuğunu hatırlatan Kılıç, Türkiye'de yürürlükte bulunan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin de yapısal olmayan sistemlerin güvenliğini açıkça düzenlediğini belirtti. Ancak uygulamada bu kuralların yeterince hayata geçirilmediğini söyledi.
Yangın suyu depolarının deprem anında ciddi zorlanmalara maruz kaldığını belirten Kılıç, suyun hareketi nedeniyle depolarda hasar oluşabildiğini ve bunun yangınla mücadelede hayati su kaynağını devre dışı bırakabildiğini ifade etti. Enerji kesintileri nedeniyle yangın pompalarının çalışmaması riskinin de tabloyu ağırlaştırdığını dile getirdi.
'Bu tablo kabul edilebilir değil'
Mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünde yangın söndürme sistemlerinde yeterli sismik sabitleme yapılmadığını ve yangın suyu depoları için deprem hesap raporlarının hazırlanmadığını belirten Kılıç, "Bu tablo kabul edilebilir değil" dedi.
Kılıç, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
• Doğal gaz tesisatlarında otomatik sismik gaz kesme vanalarının zorunlu hale getirilmesi,
• Yangın söndürme sistemlerinde sismik tasarım ve denetimin artırılması,
• Yangın suyu depoları için sismik güvenlik hesap raporu şartı getirilmesi,
• İlgili kurumlarda mekanik tesisatların deprem uygunluğunu denetleyecek teknik birimlerin oluşturulması,
• Mevcut binalarda periyodik mekanik tesisat kontrollerinin başlatılması.
Depremin yalnızca yapısal bir mesele olmadığını vurgulayan Kılıç, "Altyapı güvenliği, mühendislik disiplini ve etkin denetim birlikte ele alınmalıdır. Güvenlik bir maliyet kalemi değil, yaşam hakkının temel unsurudur" diye konuştu.
Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Deprem sonrası yangın riski, ihmale gelmez."